SAKARYA BÖLGE HABER Gazetesi - Sakarya Haberleri - Güncel - Politika - Siyaset - Spor - Ekonomi - Yaşam - Eğitim - Kültür - Sağlık - Forum - Blog
Güncel
Politika
Yaşam
Sağlık
Eğitim
Kültür
Foto Galeri
Genel
Magazin
Duyuru
Ekonomi
Spor

Paragraf

Murat AYDOĞDU

Topluma Karşı Siyasette Üslup ve Öfke

Yazı Boyutu: 
Topluma Karşı Siyasette Üslup ve Öfke

Üslûp; düşüncelerin elbisesidir. (Chesterfield)



“Siyaset çilek reçeli yapmaya benzer. Siyaset yapanlar çilek, şeker ve suyu alır, kaynatır ve reçel yaparlar. Üslup çileklerin seçilmesidir, reçelin kalitesi seçilen çileklere bağlıdır.” (Halit Refik Atay)
Doğru kelimeleri seçmek, bunları doğru zamanda ve doğru yerde kullanmak siyasette üslubun işidir. Üslupta sertlik ancak şartlara bağlı gereklilik olur. Hiçbir Elçi daveti sert üslupla başlatmamıştır. Ancak müstekbirlerin/kibirli yöneticilerin baskı, işkence, sürgünleri ve toplumun talebi ile sertleşme başlar.
Sert üslup iki sonuç doğuracak yönde gelişir. Birincisi toplumda nefret ve intikam duygularını artıran, yıkıcılık, ikincisi ise direnişte dinamizm oluşturan kararlılıktır. Sert üslup kullananlar, hangi sonuca doğru gittiklerini iyi hesap etmeleri gerekir.
“İnsan tabiî üslûbu gördüğü vakit hem şaşırır, hem memnun olur; çünkü bir yazar göreceğim diye beklerken, karşısında bir insan bulmuş olur.” (Pascal)

Kişiler ve kurumlara alınacak sert tavırlar ancak, yeterince uyarıldıktan sonra inat etmeleri ve zulümleri ile kuşatıldıkları durumlarda geçerlidir. Öfke, alay ve kin içeren bir tavrı, şimdiden kendi gibi düşünmeyenlere yönelten kimseler toplum içinde marjinal/yalnız kalmaya mahkumdurlar.
“Firavuna gidin, çünkü o azdı. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.” (20 Taha 44)
“Eğer Rabbinden ümit ettiğin rahmeti kazanmak için onlardan uzaklaşırsan, hiç olmazsa onlara yumuşak söz söyle.” (17 İsra 8)
“O zaman inkâr edenler, kalblerine öfke ve gayreti, o câhiliyyenin öfke ve gayretini koymuşlardı, Allâh da Elçisine ve mü'minlere huzûr ve güvenini indirdi; onları takvâ kelimesine bağladı.” (48 Fetih 26)

Müstekbirler/kibirli yöneticiler, genellikle toplumda çıkarlarına dokunulmadıkça yumuşak ve ılımlı bir rol oynarlar. Çıkarlarının tehlikeye girdiğinde, iktidar altlarından kaymaya başladığında, ise seviyesizleşmeye ve sertleşmeye başlarlar. Seviye düşümü ve sertleşme durumu kurtarmaktır, demogoji/laf ebeliği, gündem değiştirme ve caydırma amacı taşır.
“Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o yeryüzünü ebedi zannetti, heveslerine tabi oldu. Onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer.” (7 Araf 176)

Bir kısım kişiler de dönem değişince yeni döneme uyum sağlarlar. Sorumluluk sahipleri için, ikiyüzlü davrananlara, kurtuluşun saptırıcılarına, kaos kışkırtıcılarına ve yeni sınıfların oluşturucularına fırsat vermeyecek bir davranış görev haline gelir.
“Sizi gözetleyen kimseler, eğer size Allah’tan bir zafer gelirse: -Sizinle beraber değil miydik? Derler. Eğer kendilerine bir hisse düşerse: -Biz, size yardım ederek üstünlüğünüzü sağlamadık mı? Size gelecek felakete engel olmadık mı? Derler.” (4 Nisa 141)

Üslupta seviyesizlik ve sertlik karakterle, kişilikle, kendini ıslah etmeyle ilgilidir. Toplumu ıslah etmeye çağıran, fakat kendini ıslah etmeyen, öğüt almayanların çağrısı, hüsrandan başka bir şey değildir. Çevremizde bazı insanlarla karşılaşırız. Kararalı ve mücadeleci bir görüntü verirler. Ama işleri güçleri çevrelerine öfke, dışlama, alay ve sert bir üslup sergilerler. Toplumu ıslah etmeye soyunmuşlardır, ama kendilerini ıslah etmeyi unutmuşlardır. İşleri slogana dönüşmüştür.
“Birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler, Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak.” (6 Enam 112)
Siyasi iktidar olarak hükümet, toplumun değişim taleplerini karşılamak vaadi ile bu halkın yarısına yakınının oyunu aldı. Şimdi ise bazı elemanlarının müstekbir yönetici ne kapitalist sınıfa benzemenin çelişkisini yaşıyor. Samimi ve dürüst kalmaya çalışanların çabalarına karşı olumsuz değişim sıkıntı yaratıyor. Bazen de kirli siyasi ilişkilerin, güç yetirememenin ya da tedrici davranma mecburiyetinin etkisi ile söylem problemi yaşıyor. İşte bu durumlarda sert bir üslubu pargmatik amaçlarla kullanıyor. Buna karşılık kendisini karşıtlıktan başka ifade edemeyenler dikta söylemleri ile iktidara yüklenmeye başladı. Bu arada muhalefetin kürüsden yağlı urgan atmak ve askeri darbeye çağıran söylemleri gündemden düşüyor. Öyle ki Demokrat Parti’nin son dönemleri ile aynı özellikler taşıdığımız ve askerin müdahalesinin gerekliliğini söyleyecek kadar sertleşip, siyaseten seviyesizleşebiliyorlar. Mutedil/adil, toplum maslahatını gözetecek, tarafgir olamayacak ve toplumu ıslah edecek hareket ortaya koyamayanların söylemleri nereye oturur?

Aşkın gözü kördür, insan âşık olduğu şeyin kusurlarını göremez. Nefretinde gözü kördür, insan nefret ettiklerinin sürekli olumsuzluklarını görür. Hâlbuki Elçilerin mücadeleleri nefret üzerine değildir.
“…Müminleri hayır üzere mücadeleye teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin şiddet ve kuvvetlerini yok eder…  Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte bir nasibi olur, kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan bir payı olur…  Size bir iyilik temennisinde bulunulduğunda siz de ona daha güzeli ile ya da aynısı ile karşılık verin.” (4 Nisa 84-86)
“Müslüman halkların gerileme sebepleri, dış sebep Moğol İstilası, iç sebep İslam’ın teolojik yorumu.
Fakat aynı zamanda İslam gerçek dünyada var olan bir hadisenin, hukuk, şehirler, devletler ve medeniyetler yaratan hareketin adıdır.
İslam’ı savaşçı din kabul edip ona saldıranları, onu “ibadette bile sakin olmayanların, insanları Tanrı İmparatorluğuma hazırlamak yerine dünyayı fethetme hedefleri olanların, oruç tutmaları daha çok içinde güç ve merhamet ile tat ve zevkin umutsuz bir karışımı olan kimselerin dini” olarak görenleri hatırlayalım
Motifleri ne olursa olsun bu saldırıda biraz gerçek vardır. İslam her zaman iç ve dış, ahlakî ve tarihî, bugünü ve ahireti, iki dünyayı istemiştir. İslam bu ikili davetle tanımlanabilir. Allah’a ve iyiliğe karşı İslam teslimiyeti emrediyordu fakat kötülük, zulüm, düşmanlar, hastalık, pislik ve batıl inanca karşı onun sadece tek bir emri vardı: Mücadele.” (Aliya İzzetbegoviç, İslam Deklerasyonu)


 

 


6  Şubat  2011 - 00:57:40 - 234 günlük

Yorum: [1]

Yorum yap


Yorumlar:  

Yazan: Murat AYDOĞDU muraydogdu@hotmail.com - IP kayıtlı

06.02.2011 - 11:51:22

Halit Refik Atay olarak yazmış olduğum hikaye sahibi yazarın ismi, Refik Halit Karay (1888-1965) olacaktır. Aslen Mudurnu'lu olup sonradan İstanbul'a yerleşen ve döneminde Anadolu vurgularını en çok kullanan edebiyatçıdır.

Sayfa: 1
 
  Yazara Ait Diğer Yazılar
• ÜSKÜDAR-SAKARYA HATTI
• NAMAZLARINIZI AKSATMAYINI
• RAMAZAN, YAKINLIKLAR VE U
• BİR, İKİ, ÜÇ … KIRK
• ŞEHRİMİZİN İNSANLARI
• SEÇİMLER VE PARTİLER
• ADALET SİSTEMİ VE HALKIMI
• ESFEL-İ SAFİLİN’DEN
• Topluma Karşı Siyasette Ü
• HAYRANLIK UYANDIRAN BİR K
Diğer Yazıları ▲▼

▼  reklam  ▼

Reklam ver


  Yeni Köşe Yazıları
• Sakaryalı Bir Adam Ölümü (Emrah Kirişçi)
• DAHA ÖNCE DUYMADIK BÖYLE (Dursun Bostancı)
• AHLÂKÎ ENERJİ (Fahrettin YILDIZ)
• Öküz Altında Buza Aramak (Hüseyin ÖZÇELİK)
• Namaz ve Niyaz (M. Ali ÇINAR)
• DARBECİLER (Gürkan KILIÇ)
• Alemdar ve Çağdaş Belediy (Hüseyin ÖZÇELİK)
• TEKNOLOJİ (Dursun Bostancı)
• Müslüman Militarizmi (Ömer ERDEM)
• AK GÜNLERE (Yakup ALTINTAŞ)

▼  reklam  ▼

Reklam ver


  En Çok Okunan Yazılar
• NASRETTİN HOCA'YA MEKTUP (İbrahim AÇILAN)
• İHVAN NE YAPIYOR/ YAPMALI (Abdullah ARİF)
• SAKARYA, 72 KÜLTÜRÜN ŞEHR (Murat AYDOĞDU)
• Hiç Okudunuz mu? (Murat AYDOĞDU)
• Ada Treninde bir Tatanga (Murat AYDOĞDU)
• 28 Şubat'ın genleri (Murat AYDOĞDU)
• Gar Meydanı (Murat AYDOĞDU)
• SAKARYA KÜLTÜREL DOKUSU Ü (Murat AYDOĞDU)
• SABAH İÇİN DUA VE NAMAZ (Murat AYDOĞDU)
• GAZZE ve SİVİL TOPLUM ÖRG (Murat AYDOĞDU)

» Bu Sayfayı Paylaş
Arkadaşına Öner
Google 'da Paylaş
Facebook 'da Paylaş
MySpace 'de Paylaş
Twitter 'da Paylaş
Digg 'de Paylaş
DEL.ICO.US 'da Paylaş
Döviz Kuru Bilgileri
DOLAR(USD)
EURO(EUR)
STERLİN(GBP)
EURO/USD
Gösterge Bono
O/N Repo
ALTIN
Tren Saatleri
ADAPAZARI - HAYDARPAŞA
ADAPZR ARİFİYE İZMİT H.PAŞA
05:25 05:39 06:23 08:23
07:00 07:14 07:55 09:42
07:40 7:52 08:29 10:15
09:20 09:34 10:13 12:01
11:20 11:34 12:13 14:01
12:40 12:54 13:34 15:22
13:40 13:54 14:34 16:17
15:35 15:48 16:28 18:16
16:40 16:54 17:33 19:23
17:15 17:29 18:16 20:16
18:55 19:10 19:49 21:33
21:15 21:29 22:07 23:49
       
HAYDARPAŞA - ADAPAZARI
H.PAŞA İZMİT ARİFİYE ADAPZR
05:20 07:15 08:00 08:13
06:25 08:13 09:01 09:14
07:25 09:08 09:43 09:54
08:15 10:01 10:44 10:57
10:40 12:31 13:10 13:23
12:40 14:26 15:06 15:19
13:20 15:06 15:50 16:03
15:10 17:00 17:40 17:53
16:30 18:28 19:15 19:28
18:00 19:50 20:29 20:46
19:45 21:32 22:12 22:25
21:30 23:12 23:52 00:05
 

Aktif Ziyaretçi: 270 | Bugün Tekil: 2340 | Bugün Çoğul: 113562 | Online Yazarlar : Sitede hiç Yazar yok / Son 5 dk. içinde

2009 © Sakarya Bölge Haber
Web sitemizdeki içeriğin tamamının ya da bir kısmının izinsiz kullanımı yasaktır. Hak ihlali sonucu yasal mercilere başvurulacaktır
En iyi görüntü için 1280 X 1024 ekran çözünürlüğü ve IE8  tavsiye ediyoruz..