Güncel
Politika
Yaşam
Sağlık
Eğitim
Kültür
Foto Galeri
Genel
Magazin
Duyuru
Ekonomi
Spor
 

Ters Açı

Fatih KAYHAN

Son Gelişmelere Bakış


Yazı Boyutu: 
Son Gelişmelere Bakış

AB Kriterlerine Devam, AB’ye Hayır

AB Kriterlerine Devam, AB’ye Hayır

1959 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Rahmetli Fatin Rüştü Zorlu’nun dilekçesiyle başlayan yarım yüzyıllık AB sürecimiz, günümüz itibariyle çok farklı bir mecraya gelmiştir. Bu arada sürecin başlangıcıyla ilgili şunu belirtmiş olalım. Bazı akademisyenler, bu sürecin, aslında Tanzimat Fermanı ile başladığını belirtip, Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren Avrupa şartlarına entegrasyon hedefinin bugüne kadar devam ettiğini öne sürmekteler. Haksız da sayılmazlar bence. 1800 lü yılların sonuna doğru özellikle Fransız hayranlığıyla başlayan süreç ardından Avrupa’ya hayranlık olarak devam etmiş ve Abdullah Cevdet gibi kendini güya aydın sananlar, Avusturya’dan ülkemize damızlık erkek getirilmesini bile önerebilme hayranlığına düşmüşlerdir.

O günlerden bugüne şükür ki çok şeyler değişti. Özellikle Batı Avrupa ile ülkemiz arasında hala bazı konularda 20-30 yıl fark olan durumlar da mevcut. Bilimde, teknolojide sıkıntılarımız var . Ancak yine de hem şartlar açısından hem de kamuoyunun fikirleri açısından Avrupa karşısında yarışabilir duruma geldik denilebilir. Artık insanlarımızda, Avrupa hayranlığı, onlara karşı ezik duygular hissetme durumu yavaş yavaş azalmaya başlamıştır. Bu sevindirici gelişmedir. Sevindirici olmayan konu ise Avrupa’nın giderek ırkçı, dini ve kültürel farklara tahammülsüz olmaya başlamasıdır.

11 Eylül sonrasında Avrupa’daki Müslüman nüfusa karşı olumsuz davranışlar gözlemlemekteyiz. Özellikle geçen yılın 2.yarısında patlak veren Global Ekonomik Kriz sonrası Avrupa’da farklı unsurlara, özellikle de Müslümanlara karşı bir tahammülsüzlük gösterilmeye başlandığını gözlemliyoruz. Krizle birlikte işsiz kalan Avrupalılar, çalışan Müslüman nüfusu gördükçe bu düşünceleri had safhaya gelmiştir. Ardından bu düşünceler siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine ve medyada çokça dillendirilip, Müslüman nüfusa yönelik olumsuz tepkiler verilmeye başlanmıştır. Danimarka’daki Karikatür Krizi, Fransa’nın ilkokullarda başörtüsü yasağı getirmesi, İsviçre’nin Minare yasağı gibi konulara en son Almanya Radyosunda 45 yıldır süren Türkçe yayınların tasarruf gerekçesiyle yayından kaldırılması eklenmiştir.  Almanya’daki olaya dikkatle baktığımızda, radyonun yayınları kaldırılırken Gurbetçilerimizin radyo ve televizyon gibi elektronik cihazlara 3 ayda bir 53 euro ödemesi göz ardı edilmiştir. Ekonomik gerekçesi olmayan bu tedbirle aslında, Türkçe kullanımının azaltılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Avrupa’da bu türden kısıtlamaların ileriki dönemlerde artarak devam edeceği ön görülmektedir.

Olayın özünde ise Batı dünyasının krizle birlikte kaybettiği özgüven bunalımıyla birlikte insan hakları, bireysel özgürlükler konusunda tersine başlayan bir sürece girdiği görülmektedir. Bu sürecin sonunda Avrupa’nın önemli bir kısmı ırkçı partilerin eline geçerse şaşırmamak lazım.

Duruma AB olarak baktığımızda da birlik açısından olumlu göstergeler yok. Son olarak Yunanistan, Macaristan ve İspanya’da derin bir ekonomik kriz yaşanması ihtimali ile birlikte AB içinde kırılmalar beklemekteyim. Yıllardan beri, birlik içinde lokomotif görevi yapan Almanya ve Fransa’nın, yeni genişlemelerle birlikte yükü artmaya başlamıştır. Bu yükü kaldırmayı ret edecekleri günler gelmektedir. Birliğe alınan yeni ülkeler problemlerini aynı şekilde AB içine taşımışlardır. Etnik problemler, Enerji bağımlılığı,serbest dolaşım gibi çok zor problemler AB’yi meşgul edece benziyor. Ayrıca Birlik içinde bu problemlerin çözümüne yönelik çok ciddi fikir ayrılıkları da mevcut. Bu ayrışmalar AB projesini güdük bir birliğe dönüştürecektir. Birlik üyesi ülkelerin her biri farklı tavırlar gösteriyor. Almanya-Fransa bir blok halinde davranıyor. İngiltere tamamiyle ABD tarafına kanalize olup AB’ye odaklanmamış durumda. İtalya ise kendi enerji güvenliğinin peşinde. Tüm Avrupa, Rusya ve ABD arasında müttefik seçme tercihinde kararsız kalmış durumda. Bir tarafta enerji tedarikçisi Rusya diğer bir yanda yıllardan beri müttefiki olan ancak artık yaralı bir aslana dönen ABD var. Ayrıca ABD içinde de bu kararsızlığın izdüşümleri gözlemleniyor. Geçtiğimiz hafta New York Times gazetesinde Avrupa’yı Afganistan ve Irak konusunda ABD’ye gerekli desteği vermediği teziyle suçlayıcı bir makale yazı kaleme alınmış. Bunların hepsi ABD-Avrupa çekişmesini iyice gün yüzüne çıkartan gelişmeler.

Konuyu özetlediğimizde, ABD ve Avrupa bloğunun ileriki dönemlerde güç kaybedeceğini ve özellikle İç Avrupa’da ırkçılık akımlarının aratarak süreceğini belirtmemiz gerekir. Ancak asıl iş ülkemize düşmekte. AB kriterlerinin uygulanabilir olanlarının, tüm alanlarda fiiliyata geçirmemiz ülkemiz açısından iyi bir gelişme olacaktır.

İster AB’ye alsınlar isterse almasınlar. Evrensel olarak doğruları biz yapalım. Öyle inanıyorum ki yakın bir gelecekte AB ciddi olarak Türkiye’ye Birliğe girmesi için yalvaracak pozisyona gelecek. Görünen bu.

Yeni Gerilim Odağı Sunni-Şii

Batı bloğunda bütün bunlar olurken Ortadoğu’da yıllardan beri sunulmak için buzdolabında bekletilen Şii-Sünni geriliminin tırmanmaya başladığını görmekteyiz. Yemen’in Şii bölgesinde bulunan Zeydi’lerin ayaklanmasını bastıramayan Yemen yönetimi Suudi Arabistan’dan yardım istedi. Suudilerin, Zeydi bölgesini sivil halk vardır demeden tümüyle bombaladığı haberleri gelmekte. Arap birliğinin tezine göre Zeydi’leri İran kışkırtmakta. İran ise bu durumu yalanlıyor. Ancak Arap birliği’ni bu yalanlama ikna etmiş değil. Bu çatışma sonucunda neler olabilir?

Öncelikle Ortadoğu’da geniş çapta bir Şii-Sünni gerilimi olacak. Bu gerilim İran’ı köşeye sıkıştıracak ambargoları beraberinde getirebilir. Ayrıca İsrail bu çatışmayla, İran’a saldırmak için kendine Arap bölgesinden destekçi bulmuş hem de belki de kendi saldırmadan başkalarının vasıtasıyla İran’ı dize getirmiş olacak. Dolayısıyla bu gerilimi körükleyenler, ABD,İngiltere ve İsrail üçlüsü. Son yıllarda bölgedeki Arap ülkelerine konvansiyonel silahlardan bolca satan bu ülkeler, aslında İran’a karşı silahlandırmak amaçlı bu satışları gerçekleştirmiştir.

Umarım bu gerilim gelişmeden sonlanır. Çünkü bölgede önemli bir uzlaştırıcı ülke konumundaki Türkiye kendi iç problemlerine odaklanmış yada odaklanmak zorunda bırakılmış durumda. Türkiye kendi içinde problemsiz olsa, Ortadoğu’da bazıları rahatça istediği manipülasyonları yapamayacaktır. Şimdi iç gelişmelerin aslında nerelerden kaynaklandığını anlamış oluyoruz değil mi?

Selamlar

Fatih KAYHAN

 


18 Aralık 2009 - 01:50:05 - 55 günlük
Ekleyen:
Fatih KAYHAN

Okuyan: [84] Yorumlayan: [0] [Yazdır]

Yorum yap



Bu Köşe Yazısı için henüz yorum yapılmamış

 
Yazara Ait Diğer Yazılar
• Son Gelişmelere Bakış
• Türkiye’de Kendi Be
• Türkiye Kabuğundan Sıyrıl

▼  reklam  ▼

Reklam ver


Yeni Köşe Yazıları
• Aciz Muhalefet!!! (Editör)
• İkna etme odaları (Yakup ALTINTAŞ)
• Haber Haberdir; Siyaset S (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• Çakır Pınarı (Turgut Çakır)
• Sorma (Erdoğan ISIR)
• Haçlı (Yakup ALTINTAŞ)
• Odadan sahneye (Atilla ATASOY)
• İrade savaşları (Ömer ERDEM)
• Yangın mı Sandın (Turgut Çakır)
• Sivil Darbe (Ömer ERDEM)

En Çok Okunan Yazılar
• Katsayı Adalet(sizli (İsmail DAĞ)
• Milli Bayramlar Ve M (İsmail DAĞ)
• Merhaba Okur Dostlar (Erdoğan ISIR)
• masal masal içinde (İsmail DAĞ)
• MAMUŞA TÜRK CUMHURİYETİ (İbrahim AÇILAN)
• SBS sistemi (İsmail DAĞ)
• Protesto (Erdoğan ISIR)
• 150 Günün Muhasebesini Ya (İzzettin KÖMÜRCÜ)
• MEDYADA KRİZ (Gölge ADAM)
• BOYNU BÜKÜK KARANFİL (İbrahim AÇILAN)


Reklam ver






Reklam ver


Kontrol Paneli
Kontrol Paneli Giriş
 
     
 
 

2009 © Sakarya Bölge Haber
Web sitemizdeki içeriğin tamamının ya da bir kısmının izinsiz kullanımı yasaktır. Hak ihlali sonucu yasal mercilere başvurulacaktır
En iyi görüntü için 1280 X 1024 ekran çözünürlüğü ve IE7  tavsiye ediyoruz..